1 Mart 2012 Perşembe

Girişimcilik (1): Yaratıcılık ve Motivasyon

“Bir ruhum var benim. Olmadığını söylemeyin. Beni kesip açsanız onu bulamazsınız. Buharlı makineyi de kesip açsanız, buharı bulamazsınız. İnanılır gibi değil ama makineyi yürütüyor buhar…”

Bernard Shaw

Ülkemizdeki bir çok üniversitede, girişimcilik alanında artarak gelişen çalışmaları ve çabaları gözlemlemek olanaklı. Bu gelişme, bilgi ekonomisine ve bilgi toplumuna yönelmenin, yaratıcılık ve yeniliğin ülkelerin vazgeçemeyecekleri değerler ve özellikler haline gelmesinin bir sonucu olarak da görülebilir. Sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçişte önem kazanan olgulardan biri de girişimciliktir.

18. yüzyılın başlarında Fransa’da yaşayan İrlandalı ekonomist Richard Cantillon, girişimciliğin tanımını ilk kez yapmış ve risk üstlenme özelliğini vurgulamıştır. Jean Baptise Say, bunun yanı sıra, girişimcinin üretim girdilerini örgütleme ve yönetme niteliğinin önemine de değinmiştir. Girişimcinin yenilikçi ve dinamik olma özelliğini ise ekonomik kalkınmada, insan kaynaklarının temel yapı taşlarından birisi olarak ilk kez vurgulayan ve gündeme getiren Joseph A. Schumpeter’dir.

Schumpeter’in çalışmalarında girişimcilik, yenilik yaratma ve teknolojik buluşlar ile açıklanmaya çalışılmış ve yeni ürünler, yeni hizmetler, yeni süreçler, yeni arz kaynakları ve yeni pazarlar yaratmak için yeni kaynakların yaratılması gibi konulara ağırlık verilmiştir. Schumpeter’in bakış açısıyla girişimci, toplumda değişimi yaratacak kişi ve kurumlar olarak tanınmaktadır.

Girişimcilikle ilgili olarak yapılan bir çalışmada, 1982-92 yılları arasında girişimcilik konusuyla ilgili yapılmış olan çeşitli akademik yayınlarda girişimci ve girişimcilikle ilgili bulunan 77 tanımda en az beş kere görünen 15 anahtar sözcük grubundan bazıları şöyledir:

Başlatma, bulma, yaratma, değer ve değişim yaratma, yenilik ve büyüme arzusu.

Girişimcilik ve yaratıcılığın ilk adımı motivasyondur. Yaratıcılıkta güdüleme merak ile ilgilidir. Yaratıcılığın üç bileşeninden biri olan motivasyon eksik olursa, yaratıcı kimse uzmanlığını ve yaratıcı düşüncesini harekete geçiremez. Yaratıcılık tutkusu, yaratıcılığa karşı ilgi ve istek içsel motivasyona aittir.

Yaratıcılık ve icatların günümüz toplumunun refahındaki payı tartışılmaz. Sanayi devriminin en önemli gelişmelerinden birisi, 1763’te İskoçya’da James Watt’ın buharlı makineyi bulmasıdır. Bu makinenin gelişmiş biçimi, makine çağının gerçek başlangıç noktasını oluşturur. 1807'de Robert Fulton adındaki Amerikalı, buharlı makineyi gemilere uyguladı.

Foulton, ilk buharlı gemi modeli üzerinde çalışırken arkadaşları onu bu düşüncesinden vazgeçirmek için: “Gerçekleşmesi imkânsız bir çalışma, boşuna uğraşıp zamanını tüketme. Buharlı gemi yerine, yelkenli gemilerin hızını ve verimini artıracak şekilde çalışırsan daha başarılı olursun”, diye uyarıda bulunurlar. Bu sözler üzerine Foulton, “Hayır, olmaz”, der. “Gelişmek için dış kaynaklara dayanan bir şey beni ilgilendirmez. Güç o şeyin kendi içinden gelmeli”.

Foulton’un buharlı gemiyi icat eden bilim adamı olabilmesini sağlayan da, kendi içerisinden gelen güç; yani içsel motivasyondur. Böylece 1840'da ilk düzenli okyanus ötesi buharlı gemi seferleri başladı.

Girişimciliğin temel dinamiklerinden biri olan yeni iş fikirleri, ancak yaratıcılık ve yenilikle sağlanabilir. Yeni iş fikri, yeni kurulacak bir girişim için olabileceği gibi, daha önce kurulmuş olan ve halen çalışan bir işletme için de geçerlidir (içgirişimcilik). İktisatçılar açısından bakıldığında girişimci, değerlerini fazlalaştırmak amacıyla kaynaklar konusunda öngörüde bulunarak işi planlayan, insan kaynaklarını örgütleyerek girdilerin işlenmesini sağlayan ve elde edilen çıktıyı karlılık yaratacak biçimde tüketicilerin kullanımına sunma becerisini gösteren, yenilikler ve yeni bir düzen getiren kişi olarak tanımlanmaktadır. Girişimciler, oyunun kuralını baştan yazan, olasılıkları gören ve bu olasılıkları gerçeğe dönüştüren değişim ajanlarıdır. 1970’lerin sonu 80’lerin başlarında ise birçok yazar, girişimciyi yöneticiden ve toplumdan ayıran davranış, özellik ve nitelikler konusunda çalışmalar yapmışlardır. Bazı yazarlar ise girişimciliğin istihdam yaratmada önemini vurgulayan çalışmalar yaparak bu kavramı açıklamaya çalışmışlardır.

Sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçiş süreci içerisinde girişimcilik, insanın düşünsel emeğinin ekonomik değere dönüşmesi olarak ifade edilmekte ve üretim faktörleri arasında yer almaktadır. Yeni iş fikirlerinin hayata geçirilmesi ve kurulacak olan yeni işletmeler, bir ekonominin büyüyebilmesinin öncelikli koşuludur. Bu nedenle, toplumdaki girişimci kişilerin sayısının artırılması ve bu kişilerin eğitilmesi, ülkelerin öncelikleri arasında olmalıdır.

Barış Safran
Akademik Akademi Eğitim Merkezi

Hiç yorum yok: