Zihinlerdeki Kaos Paradigması
Yaptığım araştırmanın sonuçlarına göre, bireysel, takım ya da grup halinde ve örgütsel düzeyde öğrenmenin, kriz sürecinin algılanması üzerinde etkisi vardır. Örgütsel öğrenme düzeyinin düşük olduğu örgütlerde krizin aniden başladığı kanısı hâkimken, örgütsel öğrenme düzeyinin yüksek olduğu örgütlerde kriz başlamadan önceki bazı sinyallerin fark edilebileceği beklenmektedir. Benzer bir durum, kriz sürecinin sonlanması için de düşünülebilir. Örgütsel öğrenme düzeyinin yüksek olduğu örgütlerde krizin etkisinin azalarak bir süre devam ettiği düşüncesi yaygınken, örgütsel öğrenme düzeyinin düşük olduğu örgütlerde bunun tersi söz konusu olabilecektir. Öğrenen organizasyon felsefesine yatkın olan bir yöneticinin örgütünde kriz başlamadan önceki bazı sinyallerin fark edilebileceği düşüncesi pek de şaşırtıcı değildir. Zira yöneticilerin işletme yönetiminde sergiledikleri davranışlar onların yönetime ilişkin benimsedikleri kuram ya da yaklaşımlar tarafından belirlenir ve yönlendirilir. İşletme yönetimine ilişkin yapılan araştırmalar, çoğunlukla yöneticiler için etkili davranışlar belirlemeyi amaçlamaktadır. Etkili olsun ya da olmasın bir davranışın zihinsel bir arka planı, dayandığı bir paradigma vardır. Bilimsel bilginin gelişimiyle ilgili olarak Thomas Kuhn (2006), bilim adamlarının sahip oldukları paradigmaların araştırma öncesi temel varsayımlarını ve bilim yapma yöntemlerini etkilediklerini ifade eder. Biçimleşme Okulu yazarları da kaos teorisinden faydalanarak örgütleri inceledikleri çalışmalarında, örgütlerin bilimsel bilginin gelişimine benzer şekilde gelişme gösterdiği varsayımından hareket etmektedirler. Aynı olguyu Peter Senge bence yönetim felsefesi alanında bir başyapıt olan öğrenen organizasyonlarla ilgili Beşinci Disiplin (1993) adlı eserinde “zihinsel modeller” olarak adlandırmaktadır. Bu nedenle yöneticilerin sahip oldukları paradigmanın, eylemlerini yönlendiren kuramsal çerçevenin belirlenmesi önem taşımaktadır. Popülist politikaların getirdiği istikrarsızlıklar, büyüme hızındaki dalgalanmalar, hızla değişen dış konjonktür gibi nedenlerle sık tekrarlanan krizler sebebiyle yöneticinin, bir kaos-karmaşa yöneticisi olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Kaos ortamında, karmaşık ve belirsiz koşullarla kuşatılan, kaygan ve oynak bir zeminde faaliyette bulunan bir örgütün sabit politika, kural, yapı ve süreçlerle çalışmalarını sürdürmesi mümkün değildir. Bütün bunların esnek hale getirilmesi, sürekli ve hızla değişen koşullara karşı uyum sağlayacak örgütsel mekanizmaların kurulması gerekir. Bu noktada stratejik bir önem taşıyan bilgi, örgüt-çevre etkileşimindeki açıklığı belirler. İşletmenin çevreye açıklığının fazla olması, işletmenin çevre unsurlarıyla etkileşiminin yüksek olduğu anlamına gelir. Bu anlamda kaos teorisi, "kaotik durumdayken, bir organizasyonun çevresine açıklığı ne kadar çok olursa, determinist rastgele bir yoldan daha ziyade belirli bir yapıya bürüneceğini; yani tanımlanabilir bir konfigürasyona doğru “çekileceğini”; yani söz konusu konfigürasyonu benimsemelerinin daha olası olduğunu varsayar. Günümüz örgütlerinin değişim, dönüşüm ve gelişim çabalarına yöneticilerinin katkı yollarından birisi de mevcut yapılanmalarına düzen, kural, kestirilebilirlik ve kararlılık; gelecekteki değişikliklere de düzensizlik, kuralsızlık, kestirilemezlik ve kararsızlık uygulamak olabilir. Örgütler, bugün çevrelerinde oluşan ve kendilerini bunaltan karmaşıklığı azaltmak yerine onu özümsemek, bu karmaşıklık içinde örgütü yönetmenin, çalışanlarını geliştirmenin yollarını aramak zorundadır. Bu departmanlar boyutunda daha da yaşamsaldır çünkü öğrenme büyük ölçüde çalışma esnasında gerçekleşmektedir. Bu anlamda yöneticilerin kaos teorisinden örgütler dünyası için çıkarsanan bazı temel varsayımlarla ilgili yargıları, kriz kavramı hakkındaki çağrışımları üzerinde de etkili olacaktır. Zaten bu varsayımlardan biri, "kriz süreci gibi kaotik bir dönemdeyken, örgütlerin genellikle fraktal bir şekil" alacağıdır". Fraktaller, kendi kendini tekrar eden ve sonsuza kadar küçülebilen şekillerdir. Düzensiz ayrıntılar ya da desenler giderek küçülen ölçeklerde yinelenir ve tümüyle soyut nesnelerde sonsuza kadar sürebilir; tam tersi de her parçanın her bir parçası büyütüldüğünde, gene cismin bütününe benzemesi olayıdır. Doğada görülebilen bir örnek olarak bazı bitkilerin yapısı verilebilir. Kriz süreci gibi kaotik bir dönemdeyken, benzer yapısal biçimler, örgütün tamamında, departmanlar boyutunda, gruplar düzeyinde veya tek tek bireyler arası seviyede gözlemlenebilir. Bunu öğrenen organizasyonun boyutları açısından düşündüğümüzde, örgütsel öğrenmenin bireysel, takım ya da grup halinde ve örgütsel ölçekteki (örgütünün tamamındaki)düzeylerinde, birbirini tekrarlayan yapıları görmek mümkündür. Zira yapısal biçimler için geçerli olan süreç biçimleri için de geçerlidir. Yani, kriz süreci gibi kaotik bir dönemdeyken, benzer süreç biçimleri, örgütün tamamında, departmanlar boyutunda, gruplar düzeyinde veya tek tek bireyler arası seviyede gözlemlenebilir. Kriz sinyallerinin önceden algılanmasını sağlayan bilgi ve iletişim kanallarının önünde bireysel anlamda engellerin olmadığı bir örgütte bilginin takım ya da grup halinde ve nihayetinde örgütün tamamında paylaşımı ve kriz sinyallerinin algılanması daha kolay olacaktır. Kaos teorisinin temel varsayımlarıyla uyumlu bir yapı sergileyen öğrenen organizasyon felsefesini benimsemiş bir örgütteki çalışanların ve yöneticilerin, kriz kavramıyla ilgili çağrışımları da farklı olacaktır. Kaos teorisinin varsayımlarına ve öğrenen organizasyon felsefesine uzak olan yöneticiler kriz kavramıyla ilgili "yaşanacak olumsuzluklar, sıkıntılı günlerin yakınlığı, nakit sıkıntısı" gibi olumsuz çağrışımlara sahipken, öğrenen bir organizasyondaki yönetici, "temkinli olma gerekliliği" gibi daha proaktif ve "yeni fırsatlar" gibi daha olumlu çağrışımlara sahip olacaktır. Bunun tersinin de doğru olduğu düşünülebilir. Yöneticilerin kriz kavramı hakkındaki çağrışımları, kaos teorisinin örgütler dünyasına ilişkin temel varsayımlarıyla ilgili yargıları üzerinde de etkili olabilir. Öyleyse kısaca ve daha doğru bir deyişle, yöneticilerin kriz kavramı hakkındaki çağrışımları ile kaos teorisinin örgütlerle ilgili varsayımlarına ilişkin yargıları arasında ilişki vardır.

0 yorum:
Yorum Gönder