Deneyerek Yaratma
Sokrates bir zamanlar Atina'daki bir bilgi yarışmasında hiçbir şey bilmediğini söyleyerek, tarihteki ilk ödülünü kazanmıştı ama onun bu cevabı o günden beridir pek bir ödül kazandırmaz oldu. İnsanoğlu kendi cehaletiyle ilgili cahil kalmaya, yanılsamalarla yanılmaya devam ediyor. Oyun yaşamı, insanın deli olduğunu ve en bilge insanın, rolünü sonuna kadar oynayan kişi olduğunu farzederek başlar. İnsanların yaşamı yüzde 90 yalanlara dayanır; diğer yüzde 10'luk kısmından emin olmak için henüz yeterli bilgimiz yok.
Yanılsama ve Tutarsızlık, Doğruluk ve Dürüstlük'ün iki büyük düşmanıdır. Batılılar'a mahsus bu ikiz tanrılar insanı adeta sıkıntılarla dolu bir kafese kapatmıştır. Oysa her ikisi de insanoğlunun tatmininin ve mutluluğunun temelleridir.
Özgür yaşamda bir kavrayış, ona mahsus andan daha fazla sürdürüldüğünde bir yanılsama ve tuzağa dönüşür. Herhangi bir süreçte atfedilen her isim, her fikir ve her kavrayış, evrende dokunduğu kısmı önemsiz kılar. Adlandırmak tecrübedir. Akışın bir kısmını sürekli aynı şekilde tecrübe etmek demektir. İşte bu yüzden yaşama zar atmalı ve ölüp ölüp dirilmeli. Dinamik bir yaşam sürmek, tecrübeyi sürekli yeni baştan yaratmayı, öğrenilenleri sürekli yok saymayı, eski isimleri, eski gerçekleri sürekli ortadan kaldırmayı ve akışa yeni isimler vererek yeni bir dünya, yeni tecrübeler yaratmayı gerektirir.

1 yorum:
Adlandırmak tecrübeyle olabilir, ancak adlandırmak aynı zamanda bir tanımlama değil midir? Bir üst paragrafta ise olabildiğince yanılsama ve özellikle "tutarsızlık"tan söz ediliyordu. Bir olayı her tecrübe ettiğimizde ortamın değişkenlerini, yani genel adıyla psikanalizin verilerinden yararlanılarak elde edilen, olayın yaşanıldığı an ve önceki saliselerin bile tecrübeye kattığımız anlamları değiştirebileceğini varsayarsak, olayla ilgili tanımlama sürekli değişken ve oturaksız olacaktır. Zira bir saniye önceki "ben"le bir saniye önceki "ben" çok farklı olabilir. Buradan da aynı tecrübenin asla bir daha yaşanamayacağını çıkarabiliriz. Dolayısıyla Sokrates'in dediği gibi hiçbir şeyi aslında bilmediğimiz, sadece o ana özgü ufak yorumlar getirebildiğimiz de bir gerçek olur. Bu şekilde düşünürsek gördüğümüz yaşadığımız okuduğumuz anlamlandığımız hiçbir şey zaten aynı değildir. Stabilitelik ne insan doğasına ne de evrenin doğasına uygundur zaten.
Yorum Gönder